Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Feka Kalesi

Resim
  Adana’nın Feke ilçesinde yer alan ve MÖ 16. yüzyılda Hititler tarafından inşa edildiği düşünülen Feke Kalesi, yüzyıllar boyunca çok sayıda medeniyete de ev sahipliği yapmış. Şehir merkezine 125 km mesafede bulunan ve yıl boyu nefes kesen manzaralar sunan Feke Kalesi, o dönemler de İpek Yolu’nun da korucusuydu ve ticari açıdan büyük bir öneme sahipti. Kalenin giriş kapısı güney tarafında bulunmaktadır. Günümüzde kalenin restorasyon çalışmaları hala devam etmektedir.

Yılan Kalareasi(Şahmeran Kalesi)

Resim
  Şahmeran Kalesi,   Adana   il sınırları içinde yer alsa da şehir merkezine biraz uzakta, Ceyhan ilçesine 13 km mesafede bulunuyor. Kale, Ceyhan yolu üzerinde çok rahat bir şekilde görülmektedir. Kaleye çıkış için kullanılan yol biraz tedirgin edebilir. Çukurova’nın ender yükseltilerinden birine konumlanmış olan kale, tarihsel olarak da büyük bir öneme sahip. Kale, Klikya bölgesini Haçlı seferlerinden korumak ve bölgenin ekonomik anlamda önemli bir role sahip olmasını sağlayan İpek Yolu’nun korunması için inşa edilmiştir. 12. yüzyıldan kalan yapının resmi adı Yılan Kalesi fakat Adanalılar “Şahmeran” demeyi tercih etmektedir ve bu isim, ünlü seyyah Evliya Çelebi tarafından kaleye 17. yüzyılda verilmiştir. Efsanevi Şahmeran’ın yaşadığı düşünülen Yılan Kalesi, mitolojik geçmişi ve tüm gizemi ile ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Binlerce yıldır nice medeniyeti beşiğinde sağlayan bu bölgenin en ön plana çıkan yapısı olan Yılan Kalesi, Adana’da görülmesi gereken tarih...

Misis Körüsü

Resim
  Adeta Ceyhan üzerinde bir gerdanlık gibi salınan Misis Köprüsü, her ne kadar Varda Köprüsü ve Taş Köprü’nün gölgesinde kalmış olsa da burayı bilenler bilir… Hakikaten de Adana’daki başyapıtlardan biri olan Misis Köprüsü, 4. yüzyılda Roma İmparatoru II. Flavius Julius Costantinus tarafından inşa ettirilmiş ve 8. yüzyılda yeniden canlanmıştır. Köprü, tarih sahnesinde pek çok savaş ve çekişmeye tanıklık etmiştir ve köprü, günümüzde hala kullanılmaya devam etmektedir.

Tarihi Alman Köprüsü(Verda köprüsü)

Resim
    Varda Köprüsü olarak da bilinen tarihi Alman Köprüsü, Almanlar tarafından 1912 senesinde inşa edilmiş ve gelen ziyaretçilerine nefes kesen manzaralar vadediyor. Köprü, Adana şehir merkezine 50 km mesafede bulunan Karaisalı ilçe sınırları içinde yer almaktadır. Varda Köprüsü’nü özel kılan bir başka detay ise James Bond Skyfall filminin meşhur tren sahnesinin burada çekilmiş olması. Adana’nın tarihi yerleri listesinde ilk sıralarda olması gereken Varda Köprüsü, 200 metre uzunluğunda ve 99 metre yüksekliğe sahip. “Varda Köprüsü’nün ismi nereden geliyor?” diye merak edenler de olabilir; Söylentiye göre inşası esnasında 21 işçinin hayatını kaybettiği köprünün yüksekliğini ölçmek için köprüden işçiler taş atarmış. Aşağıdaki işçiler de taş gelene kadar “Var daha, var daha” şeklinde seslenirmiş. Bunu duyan Alman işçiler de köprünün adını “Varda” şeklinde kısaltmış.

Taş Köprü

Resim
  Seyhan Nehri’nin üzerindeki konumu ve il sınırlarını aşan ünü ile öne çıkan Taş Köprü, adeta yüzyıllara meydan okuyan bir başyapıt. Roma imparatorlarından biri olan Hadrian’ın yaptırdığı düşünülen bu gösterişli yapı, merkez bölge olan Seyhan ilçesi ve Karşıyaka olarak da bilinen Yüreğir ilçesini birbirine bağlıyor. Tarihi atmosferi ile daha ilk görüşte büyüleyen Taş Köprü’ye merkezden 8A otobüs ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. İlk inşa edildiğinde 21 gözlü olan ancak günümüzde 14 ayaklı olarak ziyaretçilerini ağırlayan Taş Köprü, dünyanın en eski köprülerinden biri olarak da dikkat çekiyor. Taş Köprü’nün yapımına dair bulunan bilgilere ve Grekçe kitabelere  Adana Arkeoloji Müzesi’nde  rastlamanız mümkün.

Tohma Kanyonu ve Kudret Havuzu

  Darende’de bulunan Tohma Kanyonu, oldukça dik yamaçlardan oluşuyor.   Tırmanış sporcuları için tam bir cazibe merkezi   konumundaki kanyon, rafting severlerin de uğrak noktası. Fotoğraf tutkunlarına oldukça güzel malzemeler sunan Tohma kıyısında keyifli bir doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Termal ve kaplıca suyundan yararlanmak isterseniz,  kanyonda yer alan  Kudret Havuzu’nu  değerlendirebilirsiniz. Cilt hastalıklarına, romatizmal hastalıklara, eklem ve kas ağrılarına iyi geldiği söylenen Kudret Havuzu, her sene ziyaretçi akınına uğruyor. 80-120 ve 150 cm derinliğindeki birbirine bağlı 3 havuzla hizmet veren havuz, ışıklandırma sayesinde gece saatlerinde de termal olanaklardan yararlanma imkanı sunuyor.

Karakaya Barajı

  Baraj yapımında oluşan Karakaya Baraj Gölü ve  Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük baraj olan Karakaya Barajı,  Malatya seyahatinizde görebileceğiniz noktalardan.  Türkiye’nin en uzun demiryolu köprüsü Karakaya Baraj Gölü’nün  üzerinde bulunuyor. gölün çevresindeki tesislerde konaklayabilir, bölgede birkaç gün zaman geçirebilirsiniz.

Levent Vadisi

  Doğa tutkunları için harika bir manzara izleme noktası olan Levent Vadisi,   Malatya’nın doğal güzellikleri arasında bulunuyor.   Son 5 yılda yapılan çalışmalar sonucu turizme kazandırılan vadinin, UNESCO’ya girebilmesi için de gerekli başvuruların yapılacağı açıklandı. Vadideki mağaralar, derin uçurumlar, çukurlar ve enteresan yüzey şekillerini gördükçe ‘iyi ki gelmişim!’ diyeceğiniz bir güzellikten bahsediyoruz. Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan vadi, neredeyse 65 milyonluk geçmişe sahip. 28 km uzunluktaki Levent Vadisi’nde trekking yapabilir, müthiş doğa manzarasının fotoğraflarını çekebilirsiniz. “Ben yürümem, tüm vadiyi de gezemem. Bana vadinin en önemli kısımlarını saysan yeter.” Diyenlerdenseniz gitmeniz gereken noktalar; Kozalak Köyü, Taşköy, Bağköy ve Küçükkürne. Buralar mağaralar ve ilginç taşların yoğun olduğu yerler. Tüm bu doğa harikasının yanı sıra tüm Levent Vadisi’ni izleme şansı bulabileceğiniz  seyir terasına  mutlaka çıkın. Bir benzerine...

Nemrut Dağı

  Malatya seyahatinizde, Kommagene Kralı I. Antiochos’un Nemrut Dağı’nın yamaçlarında yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri de görmelisiniz.   8-10 metre yüksekliğindeki   dev heykeller kireç taşından yapılmış. Helenistik dönemin en heybetli kalıntılarından olan bu yapılar, Antiochos’un tümülüsü ve kutsal alanlarıydı. Kralın kemiklerinin ve küllerinin ana kayadaki bir oyuğun içine konulduğu ve üstünün Tümülüs ile örtüldüğü düşünülüyor. Yazıtlarda da mezar yeri bu şekilde tasvir ediliyor;   fakat bugüne kadar kimse keşfedemedi. Batı ve doğunun köprüsü diyebileceğimiz Nemrut Dağı’nda, aslan ve kartal heykellerinin yanı sıra müthiş bir  aslanlı horoskop  da yer alıyor. Helenistik, Pers ve Kommagene uygarlıklarına özgü tekniklerle harmanlanarak yontulan heykeller, kesinlikle görülmeye değer. Kommagene Krallığı’nın yok olmasıyla birlikte tüm bu eserler neredeyse  2 bin yıl boyunca yalnızlığa terkedildi.  1881 yılında bölgede gezintiye çıkan Alman bir m...

Karamildan Tepesi

  Malatya – Elazığ kara yolu üzerinde bulunan 1021 metre rakıma sahip Karamildan Tepesi, özellikle tarih meraklılarının ziyaret etmesi gereken bir yer.  1. Derece Arkeolojik Sit Alanı  olan tepenin çevresinde kale burçlarına ait kütleler, üstünde ise Roma ve Bizans dönemlerine ait pithos parçaları bulunuyor.

Gürpınar Vadisi

  Darende ilçesinde bulunan Günpınar Vadisi; minik şelaleleri, minik göletleri, mağaraları ve kanyonuyla   Malatya’nın doğal güzelliklerinin bir birleşimi gibi.   Doğa yürüyüşü yapabileceğiniz bu 2 km uzunluğundaki vadide, fotoğraf çekmeyi de unutmayın.   Günpınar Şelalesi   ile kaynağı arasında yer alan vadi, Türkiye’nin sayılı doğal şelalelerinden biri. Kayseri yönünde ilerlerken Darende’yi 3 km geçip sola saptığınızda yol sizi doğruca şelaleye götürecek. Metrelerce yükseklikten dökülen şelalenin eşsiz manzarasını uzun uzun izlemelisiniz. Şelalenin yakınlarında bulunan tesislerde yemek yiyebilirsiniz.

Gelincik Tepesi

  Orduzu’nun kuzey doğusunda yer alan Gelincik Tepesi, uzaktan bakınca tıpkı   insan siluetlerine   benzeyen sıralı taşlarıyla ünlü olup, adını bir rivayetten almış. Gelincik Tepesi Efsanesi:  Efsaneye göre, padişahın oğlu Arslantepe Höyüğü’nün arkasındaki köyde yaşayan yoksul bir kıza gönlünü kaptırır. Gözü kızdan başkasını görmeyip yemeden içmeden kesilince padişah hiç istemeden de olsa kızla evlenmesine razı olur ve dillere destan bir düğün yapar. Gelinin ailesi hiç mutlu değildir, gelin de gitgide zenginlerin hayatına adapte olup kendi ailesini küçük görmeye başlamıştır. Düğünden sonra gelin, askerlerle birlikte ilerleyen gelin alayını durdurur ve annesinin evinde unuttuğu süpürgeyi getirmelerini ister. Askerler süpürgeyi almaları gerektiğini ilettiklerinde ise anne: “Gelinlik tacınla, gelinliğinle, askerinle, alayınla taş kesil!” diye beddua eder. O anda tüm alay ve askerler taşa dönüşüp şu anki Gelincik Tepesi’ni meydana getirir.

Orduzu

  Malatya’nın minik bir kasabası olan Orduzu, Malatya Kayısı Festivali’nin düzenlendiği yer olması sebebiyle önemli bir konumda. Arslantepe’ye de ev sahipliği yapan Orduzu, kayısı bahçeleri ve lahanaları ile ünlü. Orduzu’ya gitmişken  dereyi, mesire alanını ve Pınarbaşı mesire alanını görmelisiniz.

Atatürk Evi

  19. yüzyıl Osmanlı yapısı olan ve 1931 ve 1937 yıllarında Atatürk’ün Malatya’yı ziyareti sırasında kullandığı bina, günümüzde  Atatürk Müzesi  olarak hizmet veriyor. Girişin solunda Atatürk kitaplığı, sağdaki ilk odada da Atatürk’ün ziyaret anında kullandığı masa ve koltuk bulunuyor. Cumhuriyet dönemi fotoğraflarını da görebilirsiniz.

Beşoklar Etnografya Müzesi

  İki binadan oluşan Beşkonaklar Etnografya Müzesi, Malatya’nın şehir merkezinde bulunuyor. Yöre halkının geçmiş dönemde giydiği  kıyafetler, kullandığı eşyalar, aksesuarlar, mutfak ürünleri, müzik aletleri, cep saatleri, yüzükler, el işleri  gibi pek çok ürün yer alıyor.

Malatya Arkolji ve Etnografya Müzesi

  Malatya, oldukça köklü bir tarihe sahip olduğundan arkeolojik ve etnografik eserler bakımından da zengin. Müzede sergilenen ürünler kum ocakları ve kum kayalarında, Karakaya Baraj Gölü suları altında, Değirmentepe, Caferhöyük ve Arslantepe Höyük gibi önemli alanlarda yapılan kazılardır.  Pek çok uygarlığa ait ürünlerin sergilendiği  Malatya Müzesi’ne mutlaka uğramalısınız.

Battalgazi Ulu Camii

  1224 yılında I. Alaaddin Keykubat döneminde yapılan Ulu Camii, yıllara meydan okuyor. Mimari özellikleri bakımından  İran’daki Büyük Selçuklu İmparatorluğu geleneğini Anadolu’da taşıyan ilk ve tek örnek olma özelliğine sahip.  Caminin ilk döneminden bu yana çeşitli eklemeler ve yenilenmeler sonucunda orijinalliğinin değiştiği bilinse de Malatya’nın en önemli tarihi camileri arasında yer alıyor.

Yusuf Ziya Paşa Camii

  Şehir merkezinde bulunduğundan kolayca ulaşabileceğiniz Yusuf Ziya Paşa Camii, kitabesinde yazdığına göre  1793’te Yusuf Ziya Paşa  tarafından yaptırılmış. Yapımında moloz ve kesme taşların kullanıldığı cami de  Malatya’da görmeniz gerekenler arasında bulunuyor.

Yeni Camii(HAcı Yusuf Camii)

  Kesme taştan inşa edilen Yeni Camii, Malatya’nın merkezinde bulunuyor. 1912’de yapılan cami, eskiden  Teze Cami  olarak anılıyordu. Akşam ışıklandırmaları ile çok güzel bir manzara sunuyor. Doğu kısımdaki tek şerefeye kadar sağlam olan camide bulunan minare, eski bir camiye ait.

Melih Sullah Camii

  Malatya’nın önemli ibadet yerleri arasında bulunan Melik Sunullah Camii, halk arasında Vaiz Baba ve Koca Vaiz olarak da biliniyor. Ulu Camii’nin batısında bulunuyor, orijinalliğini yitirmiş olsa da mescit ve türbesi günümüze kadar ulaşmış. Minaresi orijinal halini günümüze kadar koruyan cami, kitabesinde yazana göre  1393 yılında yapılmış.

Silahtır Mustafa Pasa Kervansarayı

  Malatya gezilecek yerler listenizin ilk duraklarından biri de Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı olmalı.   Battalgazi ilçesinde, IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılan kervansaray, Evliya Çelebi’nin   Seyahatnamesi’nde   de yer alıyor. Klasik bir Osmanlı kervansarayı olup, dış mekanları dükkan olarak kullanılmış. Kervansarayın bir havuz ve bir hancı odası da bulunuyor.

Somoncu Baba Türbesi ve Külleyesi

  Ömrünün son zamanlarını Darende’de yaşadığı bilinen Somuncu Baba’nın külliyesi de burada yer alıyor. Somuncu Baba Külliyesi’nde; Somuncu Baba Türbesi, Hulusi Efendi Haziresi, Somuncu Baba Müzesi, Hamidiye Çarşısı, Abdesthaneler, Şeyh Hamid-i Veli Kütüphanesi, Kudret Havuzu, Somuncu Baba Çilehanesi, Tohma Kanyonu ve mesire alanları bulunuyor.

Karakaş Konağı

  1875-1880 yılları arasında yapılan Karakaş Konağı, kerpiçten yapılmış iki katlı bir konak. Üst katı yazlık kullanıma göre düzenlenmiş, alt kat ile birbirinde ahşap merdivenle bağlı olan konak, 1989’da tescil alınarak koruma altına alındı.

Beş Konaklar

  Geleneksel Malatya konaklarının mimari özelliklerini yansıtan Beş Konaklar,   1900’lü yıllarda inşa edilmiş.   Saray Mahallesi’nin Sinema Caddesi üzerinde yer alan konaklar yan yana yapılmış iki katlı beş konaktan oluşuyor. Cumbalı şirin konakların arkasında ise meyve ağaçları bulunuyor. Bu ağaçlar arasında ilk sırayı alan tabii ki  altın kayısı ağaçları.

Yusuf Ziya Paşa Bedeşteni

  Klasik Osmanlı kapalı çarşı mimarisine sahip olan Yusuf Ziya Paşa Bedesteni, Malatya’nın Darende ilçesinde bulunuyor. Yapımında kesme ve moloz taş kullanılmış olup, Zaviye Mahallesi’ndeki mezarlığın içinde yer alıyor. 2005 yılında restorasyon çalışması yapılan bedesten,  Darende’ye yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden.

MaşatyaKalesi

  Battalgazi ilçesinde bulunan kale, il merkezinden 10 km kuzeyinde yer alıyor. Yapımına M.S. 78 yılında Titus Livius’un başlattığı kale, Bizans İmparatoru   Justianus   döneminde tamamlanmış. Zaman içinde harap olmuş, Danişmentliler döneminde ise restore sürecine girmiş olan kale ne yazık ki günümüze yıkık bir halde ulaşabilmiş.

Arslantepe Höyüğü

  2014 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne   alınan Arslantepe Höyüğü, Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri. Malatya’da görmeniz gereken en önemli tarihi yerlerin başında gelen höyüğün binlerce yıllık tarihinde, Hititlerden Roma ve Bizans’a kadar birçok medeniyetin izlerini de görebilirsiniz. Arslantepe Höyüğü ile ilgili bir diğer ilginç bilgi ise; buradaki yerleşim ile birlikte yerel bir hakim sınıfın ortaya çıkışı ve bu kişilerin ekonomik, dini, politik gücü de ellerinde bulundurması. Bu sebeple  Anadolu’daki ilk şehir devleti  olma özelliğine de sahip. Duvarlarında siyasi gücün sembolize edildiği pek çok renkli figür ve rölyef ile  erken devlet sisteminin izlerine  rastlanan höyük,  dünyadaki en eski kılıçlara  da ev sahipliği yapıyor. Tüm bu değerleri sebebiyle 2019’un Şubat ayında UNESCO Dünya Mirası kalıcı listesine girmek için başvuru yapılacak.

Arapgil Kalasi

  Arapgir İlçesinin Osmanpaşa Mahallesi’nde sarp kayaların içine, savunma amacıyla inşa edilmiş. Hakkında pek bilgi olmayan Arapgir Kalesi’nden günümüze yalnızca duvar kalıntıları ulaşabilmiş.

Sivas Gemerek Çepni Tarih Bölüm 2

Gemerek ve Çepni Köyü Gemerek, Sivas ilinin bir ilçesidir. Şarkışla ilçesine bağlı bir bucak iken 1953 yılında ilçe olmuştur.Gemerek'in ismi Ermenice Garmirk veya Gamirk, merkezi Kayseri olan Kapadokya ülkesinin adıdır.Garmrag/Gamrag `Kapadokyacık` anlamında olabilir. 1021-1064 yılları arasında  Ani, Kars ve Van dolaylarından bu bölgeye doğru kafileler halindeki göçlerle Ermenilerin burada sayıca kalabalık bir toplum meydana getirdiği kaydedilmektedir. Gemerek'in 16. yüzyılda bir kasaba haline geldiği söylenmektedir. Ermeni kaynaklarına göre; yönetimin kararı ile 1768’de Türk köylülerin Gemerek’e yerleştirildiği, Türklerin de zamanla Emeniceyi öğrendikleri hatta konuştukları, çeşitli dönemlere ve verilere göre farklılık göstermekle birlikte 1500 ev Ermeni Apostolik, 500 ev Müslüman ve 50 ev Ermeni Protestan yaşadığı, bir tane Protestan kilisesi ve okulu, Surp Asdvadzadzin, Surp Kevork ve Surp Lusavoriç adlı üç Ermeni Apostolik Kilisesi,Aramyan ve Lusinyan adlı erkek, iki tane d...